17 Yaşındaki Halime Vereceğim Öğütler

17 Yaşındaki Halime Vereceğim Öğütler

  • Ciddiye alma. Öğüt veren insan, olmak istediği insanın ağzından konuşur, gerçekte olduğunun ağzından değil. O yüzden bu dahil, hiçbir öğüdü o kadar da ciddiye alma.

  • Arabesk yaşama. Müziği kastetmiyorum, yaşam tarzını kastediyorum. Abartılı acılar veya romantizm, kendini olduğundan daha derin veya ilginç görme çabasından kaynaklı. "Ben bu ihanete uğrayacak kadın mıydım ha" diye ufuklara doğru bakma mesela. Kimsin ki sen? Ortada yüzyılın aşkı, milenyumun ihaneti filan yok, üç tane hormon ve epey boş zaman var, o kadar. Kendini bu kadar ciddiye alma.

  • Seviş. “Seks ne kadar kolaysa o kadar iyi” diye bir şey yok. Ama onu zorlaştıran her türlü öğretiden kaçınmak iyi bir kısayol. Cinsellikle kafayı bozmuş felsefelerden seks tavsiyesi almak, yemekle kafayı bozmuş bir bulemia hastasından diyet tavsiyesi almak gibi.

    Bizim zamanımızda buralar hep dutluktu, dutlukta da sevişecek birine denk gelmek zor oluyordu. Şimdi Tinder, vs var. Bu "loserlık" değil, bir nimet. NBA oyuncuları bile kullanıyor. Asıl mesele bunu dozunda tutmak. Biz en fazla 100-150 kişilik gruplar içinde evrimleştik, şimdi zart diye önümüze 150 bin kişilik bir “menü” çıkınca kafayı yiyoruz. Bir Neandertali zamanımıza ışınlayıp, süpermarkette çikolata şeker reyonuna götürsek ne yapacaksa, biz de onu yapıyoruz. Seçenek iyidir ama fazlası mutsuzluk yaratır. (Paradox of choice kavramı ile ilgili bir TED konuşması).

  • Ağır karar ver. Beğenilerin bu kadar anlık olması iyi değil. Beni seven kimse ilk 5 saniyede kararını vermemiştir. Annem bile doğduğumda şöyle bir 15-20 saniye bakmıştır, “ulan atsak mı satsak mı, ne yapsak” diye. Yeni teknolojiler insanı her konuda çabuk yargılamaya itiyor olmalılar. Swipe, retweet, like, alkış, emoji, meme… Her tepki 5 saniyede veriliyor. Biraz ağır düşün.

  • İngilizce. Her dilin güzelliği ayrıdır da, iş bulmak, kaliteli içeriğe erişim, seyahat kolaylığı, teknoloji takibi ve sanattan alınan zevk gibi kıstasların tümü düşünüldüğünde maksimum faydayı sağlayan diller İngilizce, bir daha İngilizce, Fransızca (Afrika geliştikçe bunun önemi devam edecek), Mandarin (birgün hepimiz Çin malı olacağız), İspanyolca (nobody expects the Spanish Inquisition!).

  • Müzik. Bir müzik aleti çalmasını öğren. Mümkünse kolayca taşınabilen bir şey olsun. Çok iyi çalmana gerek yok ama dandik bir grubun olabilir veya arkadaş arasında çalarsın. İnsanın hayatını bambaşka yerlere götürebiliyor. En kötüsü, hiç alakan olmadığı insanlarla anında ortak bir bağ oluşturuyorsun. Ben yapamadım, içimde kaldı.

  • O zaman dans! Konserlerde hoplamak zıplamak ve halay filan iyi de, şöyle salsa gibi, tango gibi, swing gibi uluslararası geçer akçe bir şey öğrenmek lazım. Her şehirde bunların kulüpleri var. Gittiğin her yerde sana anında hazır çevre işte. Oradaki tipler de ortalamaya kıyasla daha ilginç olurlar. Yarım yamalak yaptım, tadı damağımda kaldı.

  • “Baba” gibi yemek yap. En azından 2-3 yemeği iyi yapmasını öğren. Hem kendini beslemek için, hem de sosyal ortamları zenginleştirmek için. Eğer erkeksen ve yemek yapmasını “kadın işi” olarak görüyorsan, acilen birkaç İtalyan mafya filmi izlemen lazım. Kendi spagetti sosunu yapamayanı mafyaya almıyorlar.

mobfood.jpg
  • Televizyonunu sokağa at. 20.yy’ın sonlarından beri evimde TV yok. Ekran bol ama TV yok. Reklam izletmek için araya bir şeyler dolduruyorlar ve bunun karşısında günde 3-4 saat geçiriyoruz. Saçmalık. “Çıkın dışarda oynayın” diyecek değilim, teknoloji büyük nimet ve tam da o yüzden, güzel programları kendiniz seçerek izleyebilirsiniz. TV’yi veya Youtube’u açıp, otomatiğe bağlayarak ne çıkarsa izlemek yerine, biraz daha bilinçli seçim yapmak lazım.

  • Spor yap, çevik ol. Özellikle de takım sporu. Takım olmanın, beraber acı çekip beraber zafer tatmanın tadı başka. Kıçını kaldıramıyorken bir Ramboya dönüşmenin tadı başka. Bir yaz boyunca her sabah 6’da kalkıp çift otobüsle şehir dışında koşturmaya gittiğimden beri, her şeye “yapabilirim herhalde ya” diye yaklaşıyorum.

  • Yurtdışında çalış veya gönüllülük yap. Work and travel, wwoof, erasmus, aiesec, helpx, Allah ne verdiyse yazıl. Bunun yararı çok yönlü: Hem çalışıp kendi hayatını idare etme tecrübesi, hem dil öğrenme, hem ufkun üçe beşe katlanması, hem de biraz sefalet veya zorluk çekince hayatındaki bazı şeylerin değerinin anlaşılması. Yurtdışı kısmı olmasa bile, düzgün bir yerde gönüllülük yapmak da iyidir. Ben bu işe geç başladım ve keşke daha önce yapsaymışım dedim.

  • ABD’ye gitme. Okul için gitme yani. Burs almak imkansıza yakın (lisansta) ve üniversite fiyatları çok arttı. Özel bir durumun yoksa boşver, sonra yıllarca eğitim kredisi ödersin. İspanya, Danimarka, Macaristan gibi bir sürü düzgün ülkede yüksek eğitim ucuz. Neden yurtdışından bahsediyorum? Türkiye’deki bu lise-dersane-dandik üniversite egitimi üçgeni çok verimsiz. Tüm dünyan mühendislik-işletme ekseninden ötesine geçemiyor, hayattan ne istediğini de öğrenemiyorsun. Zaten sırf dersaneden arta kalan zamanla, yukarda saydığım diğer her şeyi yapabilirsin.

  • İçki adabı edin. Kaldırıma oturup bira içmek sosyal hayatının çoğunu oluşturuyorsa yanlışlardasın. Ucuz iki bira yerine iyisinden bir bira iç, kültürün olsun. Viski nasıl içilir, şarap çeşitleri nedir, az çok öğrenirsin. Ucuza sarhoş olmaksa maksat, evden matarana içkini doldurup çık, ama dışarda harcadığın para kültürüne ve zevkine bir yatırım olsun.

Mad Men. Adamlar kaç sezon durmadan içtiler, sonunda böyle oldu.

Mad Men. Adamlar kaç sezon durmadan içtiler, sonunda böyle oldu.

  • Sosyal hayat yarat. İnsanın biraz ittire kaktıra sosyal ortam yaratması lazım, yoksa tek yaptığı, en yakınındaki çoğunluk ne yaparsa, onu taklit etmek oluyor. Bir şeylerin kulübüne gir mesela: Münazara, dans, kalabalık önünde konuşma (toastmasters), dağcılık, masonlar, siyonistler, emperyalistler, ibda-c, bunlar hep sosyal ortamlar. İnsan tanırsın ve sürekli boş boş “takılmak” yerine bir aktivite yapmis olursun.

  • Doğa. Arada bir etrafta bağ bahçe tarla varsa git bak, meyve sebze bitki öğren, güzel şeyler bunlar. Yahut balık çeşitlerini, rüzgar yönlerini, ağaç türlerini vs. İnsanın biraz suya ve toprağa bağlı kalması lazım, yoksa yaptığımız diğer her şey aşırı soyut. Bizim hanımın babası bahçevan, her ziyarete gittiğimde alıyor beni yanına, dağ bayır gezip iş yapıyoruz, bayağı tatmin edici oluyor. (Bu işleri sürekli yapmak çok zor tabii, çiftçilik hayatını romantize etmek istemem)

  • Şunlara bulasma: Cemaatler, hayattaki her şeyi belli bir ideolojinin penceresinden değerlendirmeye çalışanlar, sonu gelmez futbol tartışmaları, İspanya 3. ligi üzerine bahisler, Facebook oyunları, Türk dizilerinin hemen hepsi, ağır uyuşturucular, sigara, AVMler, sabah programları, bor madenleri, sosyal medyadaki sahte profiller, doymuş yağ, Titan zincirleri ve Amway.

100 Kitap: 1-10 (Fularlı Fularsız Bir Koleksiyon)

100 Kitap: 1-10 (Fularlı Fularsız Bir Koleksiyon)

Evrimsel Psikoloji ile Ahkam Keseceklere Tavsiyeler

Evrimsel Psikoloji ile Ahkam Keseceklere Tavsiyeler