Yunan Referandumu: OXİ Ne Anlama Geliyor?

Yunan Referandumu: OXİ Ne Anlama Geliyor?

Haysiyet, sömürü, neoliberalizm kelimelerini kullanmadan referandum yorumu yapmanın mümkün olduğunu ispatlayacağım. Zira duygu patlaması yaşayanların çoğunluğu, sanırım referandumun sorusu ve Çipras'ın  hemen öncesindeki açıklamaları gibi önemsiz detayları atlamış:

1) Referandum teoride şunun üzerineydi: "Geçen hafta bize önerilen reform paketini kabul edelim mi?"

Bu kadar. Şimdi burada biri komik, biri trajik iki detay var (Söz konusu Yunanlılarsa trajikomedya olmadan bırak referandumu, apartman toplantısı bile yapamazsın).

Komik: Oylanan teklif zaten artık geçerli değildi.

Trajik: Ortalama vatandaş bu tekliflerin içeriğini bilemeyeceğinden, teknokrat gibi bunun getiri götürü hesabını yapamayacağından, aslında oylanan şey kişiden kişiye değişen belirsiz bir soruydu:  

Geçen haftaki teklife hayır ama ama kemer sıkmaya genel olarak evet? Yok yok, kemer sıkmaya hayır ama Eurozone'da kalmaya evet? Tam tersi, kemer sıkılsın ama euro'dan çıkalım artık. Yok be, hem kemer sıkmaya hem euro'ya hem de AB'ye hayır, alayına hayır, Çarşı kendine de karşı.

Şimdi tekrar okudum da belki de ilk detay trajik, ikincisi komik olandı. Belki de hayat, yanlış anlayınca güzeldi... 

 

2) Başbakan Çipras, referandumdan hemen önce, uğruna onca tantana yarattıkları teklifi ufak değişikliklerle kabul ettiklerini açıklamıştı. Yani blöf yaptılar ve yemeyince geri vitese taktılar. Buradaki ufak değişiklikler, emeklilik yaşının 67'ye yükseltilmesinin anında değil de Ekim'de gerçekleşmesi ve işsizlik yardımının boyutuyla ilgiliydi. OECD`nin önerdiği verimli iş yapma pratikleri, savunma bütçesi kesintileri gibi diğer konular aynen kabul edildi.

 

3) Çipras'ın u dönüşüne, Fransa şaşkın ördek gibi "harbi mi?" derken, Almanya "referandum dediniz artık, sonuçlarını görmeden önce tekrar masaya oturmayız" diye tersledi.

Ne kadar farkla "hayır" oyu çıkacağını görmek istediler, zira referandumun tek pratik yararı, Çipras'ın güvenoyunu ölçmek. Bankaları kapalı, sermaye kontrolü gelmiş (parayı yurtdışına çıkaramadığın) bir Yunanistan'da, 180'le giderken geri vitese takmış ve dağılmış şanzımanla tekrar eski yoluna dönen bir başbakana destek hala çıkar mı? Soru buydu.

 

4) Bu sırada Çipras evine dönmüş, hiç bir şey olmamış gibi, "onurlu Yunanistan" goygoyuna ve hayır oyu propagandasına devam ediyordu. 

Dahası, sonuç ne olursa olsun, pazarlık masasına dönüleceğini ve Euro'dan çıkılmayacağını defalarca söyledi. Referandum zaferini, Avrupalıları daha gevşek şartlarda bir anlaşmaya zorlamak için kullanacaktı sadece, yürürlükteki anlaşmaları feshetmek için değil. O yüzden bunun bir dönüm noktası ve zafer olarak kutlanması iyice komik. 

 

5) AB ülkeleri ise tam bir poker suratı ile tersini savundu: "Hayır oyu çıkarsa, bırak daha gevşek şartları, daha keskin şartlarda bile bir anlaşmaya yanaşmamız mantıksız olur, zira siyasi irade olmadan bu program sürdürülemez".

Daha ileri gidip, bu referandumu, bir Eurozone oylaması şeklinde göstermeye çalıştılar. Niye? Yunanlıların ezici çoğunluğu halen euroda kalma taraftarı (drahminin gelir gelmez devalüasyona uğrayacağını, tüm ithalatın aşırı pahalılaşacağını ve hiperenflasyon yaşayacaklarını biliyorlar).

 

6) Sonuçta büyük bir farkla hayır oyu çıktı.

Almanya ve Fransa Pazartesi (bugün) bunu değerlendirecekler, Salı da AB zirvesi olacak bu konuda, dolayısıyla kehanet işine girmek manasız ama zevkine konuşalım haydi:

Eğer daha yakın bir oylama olsaydı, tahminimi şu yönde yapardım: Avrupalılar anlaşmayacak, Eurodan çıkma tehdidi ve acil para fonunu kısma tehdidiyle (bankaların kapalı kalması demek bu) Yunan halkını Çipras'tan soğutmak isteyecekler, yeni bir hükümet gelene kadar.

Şimdiki tahminim ise statüko lehine: Ekonomi bakanını istifa ettirdiler bir tek, "Avrupalılar bizi terörize ediyor" diye konuşuyordu, onca Nazi muhabbetinin üstüne iyi gelmedi bu tabii. Neyse, Almanya'nın çark edip ekonomik felsefesini değiştireceğine pek kimse ihtimal vermiyor. Muhtemelen AB, şartları çok az gevşemiş benzer politikalara devam edecek ve Çipras bunları kabul edecek. 

Olasılığı gayet yüksek diğer ihtimal de, Yunanistan'ı eurodan atmak. Teknik olarak kimsenin buna yetkisi yok ama acil yardım fonu kesilirse, Yunanistan parası kalmadığı için kendi parasını basmaya zorlanmış olacak.

 

7) Çipras'ın bu referandum "zaferi"nden umacağı en iyi şey kısa dönem bir anlaşma ve aynı kavganın bir kaç ay içinde tekrarlanması, korkacağı şey işe Avrupa Merkez Bankasının acil kredi fonunu süresiz dondurması.

Yunanistan halihazırda IMF'ye olan 1.6 milyarlık borç ödemesini atladı ve teknik olarak iflas etti (IMF iflas terimini kullanmıyor gerçi). Eğer acil bir kredi bulamazlarsa, 20 temmuzda Avrupa Merkez Bankası'na yapılacak 3.5 milyarlık borç ödemesini de atlayacaklar ve o noktada eurodan çıkış %99 gerçekleşir. Dahası, acil kredi fonundan gelecek para olmadan, bırak 20 temmuz'u, bu Salı günü bankalar açılmaz paraları kalmadığından, ki Çipras bunları açmaya söz vermişti.

 

8) Euro'dan çıkıp, devalüasyon ve enflasyonla boğuşmak siyasi bir intihar, o yüzden Çipras bunu hedeflemediklerini söyledi bu zamana kadar. Bir süre kahramanlık edebiyatı yapabilirsin ama insanlar gerçek zorlukları hissedince bir suçlu aramaya başlayacaklar, zorluklardan bıkınca da "o" suçluyu olmasa bile "bir" suçlu bulacaklardır. 

Bizim ülkede, bu tip durumlarda suçu dışarıya atmak fazlasıyla kolay, nitekim 30 İQ'lu danışmanların çeviri hatasıyla uydurdukları faiz lobisi bile sürekli tekrarla tuttu. Yunanlılar bizim kadar Dünyadan kopuk olmadıkları için, Çipras'a bedel ödeteceklerdir. Şimdi bile %40'tı bu "muhalefet".

 

9) Şimdi geriye bakıp söylemek kolay: Yunanistan euroya girmeyecekti veya seneler önce eurodan çıkıp krizini yaşayacak, devalüasyon sonucu artacak ihracat-turizm ve yapısal reformlar ile kalkınmayı deneyecekti. Aynı hareketin şimdiki bedeli daha büyük. 

Tersine, Avrupa açısından bunun bedeli büyük değil artık. Yunanistan'ın batacak borçları artık sadece Alman çalışanının vergisiyle değil, tüm Avrupa tarafından finanse ediliyor. ve Yunanistan sistemik bir krize neden olamayacak kadar izole. 

 

10) Önceki yazımda, 5 senelik kemer sıkmanın ertesinde halen daha kesintilere gitmenin israftan ziyade verimli üretimi azalttığından, bunun alternatifi olan keynesçi politikaların da Almanya'nın çıkarına olmadığından bahsetmiştim. 

Yunanistan'ın kronik sorunlarına bakılarak "Zaten onyıllardır süren Keynesçilik bunları bu hale getirdi" denilebilir, ama bugün lazım olanın da full reform+kemer sıkmaktan ziyade, yarı reform+keynesçi harcamalar olduğu gerçeğini değişmiyor.

***

 Hala içinde oximoron kelimesi geçen iyi bir başlık bulamadım yazıya

Hala içinde oximoron kelimesi geçen iyi bir başlık bulamadım yazıya

Haysiyet, sömürü, neoliberalizm:

Almanya ne kadar hatalı davranırsa davransın, Yunanistan'a ne kadar ağır şartlar dayatırsa dayatsın, mevcut tarihçeye sahip bu olaylar zincirinde Yunanistan'ın mağdur olması imkansız. Bu oylamanın sonucunu "Para babaları vs onurlu emekçiler" anlatısıyla açıklamak, ancak gerek ekonomik cehalet, gerek AB'ye karşı ilkel bir eziklik, gerekse romantik solculuk (veya hepsi) yüzünden akıl yerine duygularla düşünmenin bir sonucu. 

Zira 2008 krizinden bu kadar etkilenip Avrupa kurumlarının parasına muhtaç hale gelmelerinin nedeni, taa euro öncesinden devam eden yapısal sorunları, euro dönemi popülist politikaları ve hileli muhasebe. AB'nin, kendilerine zarar veren ekonomik politikalarının altında dahi Yunanistan imzası vardı. Onyıllarca süren bu süreçte bu iktidarlara oy veren, "bu değirmenin suyu nereden geliyor" referandumları yapmayan, hileli muhasebe sorumlusu sağı dahi tekrar iktidara taşıyan Yunanlıların, haysiyet ve onur kelimelerini uzun zamandır pek kullanmıyorlardı.

Kötü adam olarak portrelenen Troika da, ancak 2010'da bu tabloya dahil olmuş ve Yunanistan'ı, Yunanistan'ın isteği üzerine batmaktan kurtarmıştı. Daha sonra o anlaşma şartları da yine Yunanistan'ın isteği üzerine, Yunanistan lehine yeniden düzenlendi. Ve bir süre sonra, yeni hükümetiyle, bu yeni şartları da kabul etmeyeceğini belirten Yunanistan, referandum tehdidini havada sallarken veya Nazi yakıştırmaları yaparken Almanlara, bir yandan da "tamam tamam şaka yaptım, anlaşalım" diyecek, bu tutmayınca tekrar mağduriyet edebiyatına dönecek, ve bu haysiyetli, ilkeli, onurlu duruş olacak, öyle mi?

İşin komik yanı, referandumda oy kullansaydım ben de oxi derdim. Benim Yunan halkı için umduğum, sefaletlerinin artması değil elbet, Troikanın tasarruf ısrarını gevşetip büyümeyi ön plana almasıdır. Solun görevi de, bu fedakarlık döneminde (aslında fedakarlık değil, bedel ödeme) gelir adaletsizliğini azaltıcı politikalarla, sussuz kalmış bedevi gibi muhtaç oldukları sermayeyi çekecek politikaları dengelemeleri. Bu çok zor bir iş. Belki bir nesillik bir disiplin sonunda hayat standartları tekrar bir Fransızınkine yakınsar, ama o zamana kadar Bulgarlara daha yakın olacaklar.

Macaristan'daki Suriyeli Mültecilerle Birkaç Gün

Macaristan'daki Suriyeli Mültecilerle Birkaç Gün

25 Maddede Yunan Ekonomik Krizi ve Alman Olmanın Dayanılmaz Hafifliği

25 Maddede Yunan Ekonomik Krizi ve Alman Olmanın Dayanılmaz Hafifliği