Rezillik ve Vezirlik: Bir Cinsel Taciz Vakası

Rezillik ve Vezirlik: Bir Cinsel Taciz Vakası

“I think the line gets crossed when you take all your clothes off and start masturbating”


Adamın tacizi bile absürt. Louis CK şu anda en ünlü 2-3 komedyenden biriyken (benim de en çok takip ettiğim), New York Times'ın bu yazısı sonrası kariyerini kaybedebilir.

Bazıları adamın yaptığının taciz olmadığını savunuyor. Kısmen ortada fiziksel bir temas olmadığı için, kısmen de epey sevilen biri olduğu için. Bir film yıldızını sevmekten farklı bu. Zira komedyenler, eserlerine kendi felsefelerini yedirme lüksüne sahipler. Brad Pitt nasıl biridir zerre fikrim yok ama George Carlin'i, Larry David'i kısmen tanıyorum. Daha gerçek bir bağ var aramızda. Onların düşüşü de, bir anlamda bizim düşüşümüz oluyor. 

Louis CK'in yaptıkları elbette diğer ünlülerin skandallarından daha masum, ama yine de sorunlu, orasını kabul etmek lazım. Bunu, TV'deki liberallerden bir ahlak vaazı şeklinde değil de, Louis'nin arkadaşı Marc Maron'dan samimi bir biçimde de dinleyebilirsiniz (Zorunlu değil ama son kısımları güzel). 

Düşün şimdi, ofiste biriyle çalışıyorsun, adamla ilişkin tamamen profesyonel, bir anda diyor ki "aleti çıkarıp, sana bakarak mastürbasyon yapmamın bir sakıncası var mı?". Hala bana komik geliyor ama adamın yarısı ağırlığında bir kadın olsam, donakalırdım herhalde. Ne yaparsın ki? Güler misin, çığlık mı atarsın, duymamazlıktan mı gelirsin, sen de kendini parmaklamaya mı başlarsın ayıp olmasın diye, nedir yani buradaki ideal cevap? 

Kadınlardan biri reddetmediği için, adam rutin olarak çalışma sırasında işini görüyormuş. Diğer kadınlar "yok kalsın" deyince de "tüh neyse, benim de böyle birtakım sorunlarım var işte" deyip normal takılmaya devam etmiş. Fiziken zararsız ama ertesi gün bu insanla tekrar aynı ofiste olacaksın gece geç saatlere kadar, ondan sonraki gün de, sonraki gün de. 

Bu uzun dönem rahatsızlığı tam anlamıyoruz bence. Bir duruma o anki tehdit üzerinden bakmaya meyilliyiz. Fight or flight, yani "ya dövüş ya kaç" sistemi yüzünden sanırım. Tehdit azsa "eyvallah" diyoruz, "adam kibar kibar sormuş işte, büyütülecek bir şey yok" diyoruz. Halbuki her gün o ortama gelmek bir ızdıraba dönüşebiliyor, korkudan ziyade kendi çaresizliğine kızdığın için. Benzer bir yetersizlik hissini, "niye şimdi bu herife evet dedim ki" hissini erkekler de bol bol yaşıyorlar, mesela işyerinde.

Zaten Louis CK de özür yazısında buna değinmiş, önceden sormasının yeterli olmadığını söylemiş:

"At the time, I said to myself that what I did was okay because I never showed a woman my dick without asking first, which is also true. But what I learned later in life, too late, is that when you have power over another person, asking them to look at your dick isn't a question. It's a predicament for them. The power I had over these women is that they admired me. And I wielded that power irresponsibly."

 

Güç Sahibi Olmanın Sınırı Ne?

Buna taciz deyip dememek, semantik bir tartışma. Bir sürü insan, enerjisinin çoğunu böyle etiketler üstüne harcıyor, gerek yok. Ama içeriğe bakarsak, ilginç bir soru ortaya çıkıyor: Üzerinde herhangi bir güç sahibi olduğun biriyle, bu tip durumlara hiç girmemek mi en iyisi? 

Yani Louis CK'in orada yazdığı gibi, birilerinin sana hayranlığı da, onların üstünde bir güç sahibi olmaksa, o zaman bunun sınırı nerede? Sadece birbirine tam olarak eşit derecede hayran olan, tamamen aynı statüde olan bireyler mi birbirlerine riskli tekliflerde bulunabilirler? Bu biraz gerçekdışı, insan ilişkileri bu kadar dengeli olmuyor ki, hep biri daha bağımlı diğerine. 

Üstelik, bilakis kendinden güçlü bir erkek isteyen (güç burada kariyer, ün, para veya onların bir kombinasyonu olabilir) bir sürü kadın var. Onların da taleplerini karşılayacak bir alan lazım. Zaten Louis'nin yaptığının saçmalığı da burada. Git Internet'te Craigslist'e yaz, "başarılı bir komedi yazarıyım, önünde mastürbasyon yapacağım birini arıyorum" diye, gücünü saklamak yerine bilakis onu kullanarak bu teklife evet diyecek bir sürü kadın bulursun. 

***

Tabii Louis CK özür yazısında işi hafife almış. Kadınların üstündeki tek gücü, hayranlıktan ibaret değildi. O otel odası muhabbetinde bu daha bariz:

İki kadın, bir gece şovu sonrası Louis'nin davetini kabul edip odasına gelmişler ama daha montları üstlerindeyken, bizimkisi "çükümü çıkarabilir miyim" diye sormuş, soyunup mastürbasyona başlamış, sonra da bir güzel göbeğinin üstüne attırmış. Şunu yazarken bile gülüyorum sahneyi gözümde canlandırıp. Yahu, o otele saf saf değil de, %100 adamla sevişmek için gelmişsen bile, bunu görünce tırsarsın biraz. Daha montun üstündeyken sana bakıp, maymun gibi nefes nefese asılan biri var.

Erkeği bırak, bir kadın bunu bana yapsa, yavaş yavaş gerileyip, küvette buz var mı diye kontrol ederdim. Bakın yine işin fiziksel tehdit kısmı az, kadınlar isteseler çıkabilirler filan fişmekan (çıkmışlar da), ama normal tecrübe aralığımızda olan şeyler değil bunlar, donup kalmak doğal.

Louis kadınların patronu veya çalışma arkadaşı değil. Ama sonrasında bu kadınlar olan biteni etrafa anlattıklarında bayağı bir dirençle karşılaşmışlar, işin orası kötü. Mesela kadınların ajansı, "Louis CK'i temsil eden şirket beni tehdit ediyor, çenenizi kapayın" diyor, kariyerleri yavaşlıyor. Ortada polise gidecek bir durum yok, para koparma amacıyla medyaya gitmemişsin, ama sırf kendi müttefiklerinden tokat yediğin için hınçlanır, bu işi uzatırsın.

spacey.jpg

 

Keyser Söze Şeytanın Kendisi

Dolayısıyla her güç asimetrisi, Kevin Spacey örneğindeki kadar keskin olmuyor. O örnek, olabilecek en bariz versiyonuydu bu işin: Adam hem şovun yıldızı, hem yapımcısı, hem platformun (Netflix) reklam yüzü, hem efsane aktör, hem şu hem bu. Bir teknisyene sarkıntılık yapması, sette çükünü filan ellemesi, karmaşık denklemlere sokuyor insanları. O teknisyenin özgür iradesinden, seçim yapmasından bahsetmek o kadar kolay değil.

Bak beyim, sana da iki çift lafım var: Koskoca adamsın, paran var pulun var, binlerce kişi çalışıyor emrinde, sana kendi isteğiyle gelecek milyon tane gay adam bulursun, yakışır mı sana ekmekle oynamak, işinde gücünde olanları sıkıştırmak? Sen büyük patron, milyarder, para babası, stüdyolar sahibi Kevin Bey. Sen mi büyüksün?

Bill Burr'ün tabiriyle bir "gold digging whore" gelirse eyvallah, o leş kargalarıyla istediğin gibi oyna. Çünkü onların da amacı sana aynısını yapmak. Onlar, oyunun içindeler ama diğerleri "sivil". (it's all in the game yo)

(Bu arada Spacey'nin özür yazısını üniversitelerde ders olarak okutmak lazım. Konuyu tepetaklak edip, gay olduğunu açıklamaya getirdi. Buna spin veya misdirection deniyor. Bu kadar bariz yaparsan da, millet salak yerine konduğunu anlayıp iyice büyük bir tepki veriyor doğal olarak. Şu saatten sonra Kevin Spacey ocak dışıdır).

 

Arınma Ritüelleri

Şu an tam bir histeri yaşanıyor. Her gün birileri hakkında taciz haberleri çıkıyor ve aynı kelimeler kullanılıyor: "Şok edici, kabul edilemez, kurbanlar, cesur kadınlar, vs". Weinstein tarafından tecavüze uğrayanın da, telefonda Louis'nin mastürbasyon yaptığını dinleyenin de kurban sıfatıyla anılması bir acayip. Anlatırken aynı dili kullandıklarını, bir süre sonra kafanda aynı kefeye koyarsın. Dil, yargıları belirler.

Daha şimdiden, her şey aynı kefeye koyulduğu için, bir cüzzamlıdan kurtulurmuş gibi, her kurum anında ilişkisini kesmeye çalışıyor suçlananlarla. Halk mahkemesi dedikleri bu.

Daha ilginci, bu linç geriye dönük işliyor. Yani insanlar, geçmişteki ilişkilerin tarihini de yeniden yazmaya çalışıyorlar. Atıyorum, adamla 7 sene önce beraber çalışmış biri bile kendini açıklama yapmak zorunda hissediyor: "O zamandan da belliydi" veya "Ekmek kuran çarpsın böyle biri olduğunu bilmiyordum".

İnsanların zamana göre değişken ve aynı zaman aralığında da çelişkili davranan karmaşık varlıklar olduklarını kabullenemiyoruz temelde. O yüzden bu revizyonist tarih çalışmalarıyla, "bu herif hep şeytandı, ben de hep doğru şeyi yaptım" diyebilmek için kırk takla atıyor herkes. Bu sürecin yarattığı ikiyüzlülüğü, Weinstein örneği üzerinden Kontratlar ve İkiyüzlülükler'de yazmıştım.

Merak ettiğim şey, bu püritanlığın varacağı nokta ne acaba? Biriyle çalışmadan önce, başbakan seçermiş gibi sicil araştırması mı yapılacak? "Son 20 sene içinde, yanınızdakine bir başkasının kıçı hakkında yorum yaptınız mı?" (Spacey'e getirilen suçlamalardan biri buydu). Genel olarak insanlığın sekse bakışı bence hastalıklı ve bu tip bir testi geçecek pek kimse olmaz.

Hem çoğu endüstriyel ülkede dahi cinsellik bir tabu, hem de ona ulaşım aşırı kolay.
Hem fanteziler daha da tabu, hem de porno onlara orantısız biçimde yaslanıyor.
Hem kadınlar özgürleşiyor, hem de üstlerindeki imaj baskısı artıyor.
Hem aldatma gayet yaygın, hem de kusursuz bir monogami herkese uyacak bir paket çözümmüş gibi sunuluyor. 

Şimdi böyle bir kültürde, başkasının hatasına en çok lanet okuyan, en ahlaklı oluyor. Uzun vadede, sadece iyi yalancıları ve iyi PR uzmanlarını ödüllendirecek bir yapay seçilim bu, bir tek onlar temiz kalacaklar. Karanlığa ışık tutmak iyi bir şey ama ışıktan renk körü olup, siyah beyaz dışında bir şey görememeye başlıyor insanlar.

 

Karşı Devrim

Bu histeri kaçınılmaz olarak bir karşı-tepki doğurur. Mesela alt-right, red pillciler ve benzeri tayfaları düşünün. Bunlar mağarada karılarını döven tipler değiller, bilakis eğitimliler, önemli mevkilerdeler veya oralara gelecekler. Tam da kazanılması gereken insanlar. Ama bu muhabbetten tiksinip, daha ciddi taciz hikayelerine karşı dahi duyarsızlaşacaklar zamanla.

Zaten confirmation bias yüzünden birini ikna etmek çok zor, bu etki insanları uçlara doğru ittirecek hep (yani feminist biri daha da feminist olmaya meyillidir normal şartlar altında), ama medyanın tutumu bu süreci epey hızlandıran bir katalizör gibi.

Bu süreç tehlikeli çünkü halihazırda taciz ve tecavüzlerin büyük kısmı ortaya dahi çıkmıyor. Şov dünyasını boşverin, genel toplumu düşünün. Şu çalışma gerçekten önemli mesela:
 

1000 tecavüzün,
310'u şikayet ediliyor, 
57'si tutuklamaya yol açıyor, 
11'i savcıya ve davaya gidiyor, 
6'sı hapis cezası alıyor. 

1000'de 6 korkunç bir oran. Aynı sitede, başka suçlar için benzer grafikler var, raporlanma ve tutuklanma oranları daha yüksek. Her yalan veya abartı taciz iddiası başına, kaç tane bilinmeyen gerçek olay var yani. Bu #metoo furyası sırasında gördüm ki, benim yakın çevremden bile bir sürü kadının başına acayip şeyler gelmiş. Sözde arkadaşız, haberimiz yok. Kız arkadaşlarının da çoğunun haberi yok.

Yine o fight or flight meselesine döneceğim: Bir erkek olarak, sosyoekonomik seviye arttıkça, mesela abuk subuk mahallelerde takılmadıkça, başımın derde girme olasılığı azalıyor. En azından algım bu yönde. Sokağa çıktığımda kertenkele beynim diyor ki, "aslansın kaplansın, burada gördüklerinin yarısını döversin, yarısından da kaçabilirsin". Kafam rahat o yüzden. Ama aynı hayat standardını yaşayan kadınlar, bir anda kendilerini saçma bir konumda bulabiliyorlar. Gettolarda çıplak dolaşmalarına gerek yok, en klas ofis plazalarındaki bir iş toplantısında da kendilerini çaresiz hissedebiliyorlar bir anda. Böyle on tane "görünmez" olay yaşanıyor, onbirincisi yalan/abartı çıktı diye hepsini çöpe atıyoruz.

(Irkçılıkta da benzer bir durum var: Gerçekten varolan sistematik ırkçılığı halı altına itmek kolay, yüksek profilli örneklerdeki histeriyi bahane ederek. Mesela özel hapishane sistemi, bunların lobisi sonucu en basit ot olayının bile suç sayılması, o kanunlara dayanarak zencilerin orantısız biçimde hapsedilmeleri, kısa süreli cezalar sonunda bile kariyer yollarının tıkanması, ve bir kuşak daha yoksulluğa mahkum kalmaları... bunlar hep birbiriyle ilişkili kavramlar. Bu sorunlar normalde beyaz, zenci, zengin fakir herkesin canını sıkmalı ama bunlara odaklanmak yerine, sansasyonel olaylar üstünden konuyu bir arınma ritüeline çevirince, nüfusun yarısını kafadan kaybediyorsun).

 

Vezirlikten Rezilliğe

Bu histeri muhabbeti demek değil ki Louis CK de bir "kurban". Hatalarıyla başetmek için onca fırsatı vardı. Dedikodular ortada dolanırken, iş arkadaşları bile bir itiraf yapması için uyarmış, o ise yıllarca reddetmiş.

5-10 sene önce halka açık özür dilese veya sadece bir ay önce sosyal medyadan bir mektup yazsa, şimdi kraldı. Kimse de "sapıkmış bu" diye izlemeyi bırakmazdı, zaten adamın mizahı belli. (Kaldı ki, başkası önünde mastürbasyon yapma ihtiyacı da "sapıklık" skalasında düşük bir yerde. "Sapkınlık" demek daha doğru bence). Şimdiyse bir başkasının başlattığı bir çığın altında kaldı. İşin kötüsü, sadece şu anki haliyle değil, tüm geçmişiyle birlikte gömülüyor insan. Revizyonizm demiştim ya, artık Youtube'daki her komik repliğini dibe çeken bir ağırlık olacak ister istemez.
 


Cinsellikle alakası yok ama Teyit.org da benzer bir salınım yaşadı ben bunları yazarken. Yukardaki tweet sonrası, kurucusunun eski yazıları taranmış ve hem "Atatürk düşmanı" hem de "PKK yandaşı" ilan edilmiş. Sonra da tam nakavt olsun diye, kendi sitelerindeki şeffaflık belgeleri üzerinden, İngiliz Büyükelçiliği tarafından fonlandıkları bilgisi yayılmış. Atatürk düşmanlığı, liboşluk, PKK, emperyalizm... Türkiye şartlarında en ölümcül kombo bu sanırım (Bir ateizm eksik).

Teyitorg'u takip etmiyordum ama bugün bir çok kişinin bu yayını takibi bıraktığını gördüm. Bu değişimin ilginç yanı, yeni bir bilginin açığa çıkıp deprem etkisi yaratmış olmaması. Aksine, eskinin birikimi, yeni bir atmosferde başka bir gözle görüldü, Louis CK'deki gibi. 

Çok ünlü olmamıza gerek yok, toplumca böyle oynak bir sarkaç altında yaşıyoruz, farkında değiliz. Medyanın dinamikleri de, insanın psikolojik yapısı da (confirmation bias örneği) değişmeyecek yakın zamanda. Warhol demişti ya, "bir gün herkes 15 dakikalığına meşhur olacak" diye. Ben arttırıyorum: "Bir gün herkes 15 dakika içinde rezil olacak".

Carl Sagan'ın Evlilik Teklifi ve Voyager'ın Araf'taki Yolculuğu

Carl Sagan'ın Evlilik Teklifi ve Voyager'ın Araf'taki Yolculuğu