Terör Saldırıları Neden Üstlenilmiyor?

Terör Saldırıları Neden Üstlenilmiyor?

Kasım ayında Paris'te 130 kişi öldürüldüğünde, ertesi gün IŞİD saldırıyı üstlenmişti.
Mart ayında Brüksel'de 32 kişi öldürüldüğünde, aynı gün IŞİD saldırıyı üstlenmişti.
Aralık'ta California'da bir Noel partisinde 14 kişinin öldürüldüğü saldırıyı IŞİD organize etmemiş olmasına rağmen kutlamış ve üstlenmişti.

Oysa Atatürk Havalimanındaki katliamı üstlenen olmadı. Başbakandan, CIA şefine kadar herkes IŞİD'i suçluyor ama IŞİD sessiz. Tıpkı Suruç, Ankara, Sultanahmet, İstiklal'deki gibi.

Bir terör örgütü, neden onca kaynak harcadığı "başarılı" bir saldırıyı üstlenmez?
Bu Türkiye'ye özel bir durum mu yoksa başka örnekleri var mı?

Atatürk Havalimanı Saldırısı

IŞİD'in diğer yerlerdeki terör eylemleri bir pazarlama çalışmasıyken, Türkiye'deki eylemleri daha "rasyonel" iki amaca hizmet ediyor:

ForeignPolicy'e göre ilk amaç, kendilerini satan hükümetin meşruiyetini baltalamak (uzun vadedeki planları her türlü devletin meşruiyetini baltalamak tabii). Ankara saldırısının sorumlusunun laptopında 26 hedef çıkmıştı ve bazı yorumlara göre bu hedefler Alevi-Sünni ve Türk-Kürt ayrımcılığını körüklemek için seçilmişlerdi. "Yönetilebilir kaos" bir dereceye kadar AKP'nin de işine geliyor ama ötesi artık herkese zarar.

(Burada bir paradoks var gerçi: Bu tip bir kaosun çıkması için gerekli olan şey "büyük oyunu görme içgüdüsü", yani saldırıların ihalesini ABD'ye, Kürtlere ve tabii ki "kalitesiz muhalefete" yıkma isteği. Bu sayede hedef şaşırtılmış oluyor, IŞİD'in planladığı gibi. Fakat bu içgüdü aynı zamanda, devletin kurumlarından terörün hesabının sorulmasını da ihanet olarak görüyor. Yani millet zaten kutuplaşacağı kadar kutuplaşmış ve AKP'nin meşruiyeti azalmıyor)

IŞİD'in ikinci amacıysa daha direkt: "Suriye sınırındaki geçiş noktalarımızı kapıyor, elemanlarımızı tutukluyorsunuz, bizi bırakıp Haçlı İttifakı'na katıldınız, yol yakınken geri dönün".

Bu iki amaca ulaşmak için de eylemlerin üstlenilmemesi mantıklı: Hem mesajını veriyor, hem hükümete bir "face-saving" çıkış yolu veya ayak direme imkanı sağlıyor, hem PKK'yı töhmet altında bırakıyor, hem de Türk sempatizanları kızdırmıyor.

Fakat artık hükümetin anında ve açıkça IŞİD'i suçlaması, bu stratejiyi etkisiz kılıyor olmalı. Yani hükümete inanmayacak kadar IŞİD'e sempati besleyen adamlar, zaten "kafir yuvası" havalimanlarına yapılan saldırıları alkışlayacak tipler. "Bu IŞİD ilk sezonunda bol bol kafa keserken iyiydi, sonra çok bozdu" diyeceklerini sanmıyorum. Velhasılı kelam IŞİD'in üstlenmeyerek aralamaya çalıştığı kapılar geçen sene kapandı. Sorun şu ki, kapanana kadar da giren girdi...


"Blowback"

Türkiye'nin geçen seneye kadarki IŞİD politikasının mantıklı bir izahı yok: ABD'yi mi vazgeçireceklerdi Kürtlerle ittifaklarından, Rusya-İran-Esad blokunu mu dağıtacaklardı? Bu hayaller yolunda edindiğimiz koz, aldığımız riske değecek cinsten değil.

Nitekim Türkiye kumarını kaybetti, hem de iki büyük gücü de kızdırmayı becererek. Eli mahkum IŞİD'e sırtını döndü ve şu anda klasik bir blowback yaşıyor. CIA'in zamanında yaptığı hatalardan ders almamanın bedeli bu: Radikal İslamcılarla stratejik ortaklığa girmeyeceksin!

En azından CIA işini uzakta görüyor, yediği kaba pislemiyordu, Türkiye ise sınırlarını açtı ve bu virüsü kendine bulaştırdı. Radikal İslamcılar, işin bitince kovabileceğin, ilişkini kesebileceğin tipler değiller. FARC gibi, IRA gibi, PKK gibi, FKÖ gibi bir takım dünyevi amaçları olan aktörler değiller. Asimetrik savaşın dehşetini, katlanılması gereken bir zorunluluk (a necessary evil) olarak görmüyorlar. Başka herkes için bir strateji olan terör, radikal İslam için bir ideoloji. Kıyameti getirmek isteyen adamlarla nasıl uzlaşabilirsin ki? 


Global Terör ve PR

Bu yazıyı öncesi, terör saldırılarının üstlenilmemesinin sıradışı olduğunu varsayıyordum. Sonuçta terör bir stratejiyse, amaç da korku salarak istediklerini elde etmek olmalı. O yüzden IŞİD-Türkiye ilişkisini özel kılan etmenler aradım. Fakat araştırdıkça anladım ki, asıl norm saldırıyı üstlenmemekmiş.

Bazen bunun bariz nedenleri oluyor. Mesela saldırı başarısız olmuşsa, örgütler "marka"larını zarardan korumak istiyorlar. 2010'daki başarısız Times Meydanında bombalamasının ardında Pakistan Talibanı olduğu biliniyordu ama onlar bunu sonuna kadar reddettiler: "Arkadaşın başarılarının devamını dileriz ama bizimle ilgisi yoktur".

Yahut amatör gruplar, yerlerini ve kimliklerini belli etmekten korktukları için, medyada güvenilir bağlantılara sahip olmadıkları için, üstlenme riskine girmiyorlar.

Fakat organize örgütlerin yaptığı başarılı saldırıların da çoğu üstlenilmiyor: Hizbullah, arkasında olduğu saldırıların sadece yarısını üstlendi. Özellikle İsrail ordusu dışındaki hedefler sözkonusuysa bu oran düşük.

Hizbullah bir istisna değil. Global Terrorism Database'ine göre, 1998'den beri gerçekleşen 45000 terör saldırısının sadece %14'ü üstlenilmiş (ham verileri içeren excel datasheet, bu da yorumlama kılavuzu. @chloriafloria sağolsun). En sofistike saldırılar olan havaalanlarına ve uçaklara yapılan saldırıların dahi çoğunluğu üstlenilmemiş.

Biraz düşününce, bu o kadar da sıradışı bir sonuç değil. Dünya'daki silahlı çatışmaların çoğunluğu tarafların birinin ezici galibiyetiyle değil, bir uzlaşmayla sonuçlanıyor. Fakat uzlaşmak için bir manevra alanı lazım. Hiçbir politikacı "teröristlere boyun eğdi" diye anılmak istemez, "barış getirdi" diye kendini pazarlamak ister. Üstlenen her terör saldırısı bu manevra alanını daraltıyor. 


Acziyet ve Belirsizlik 

En ilginç bulduğum şey, saldırıyı üstlenmemenin makro ölçekteki siyasi sebepleri değil, insanlar üstündeki psikolojik etkisi (bunun hakkında detaylı bir okuma yapmadım, sadece kendi teorilerim).

1998'den beri Hindistan'daki seçim bürolarına 38 saldırı olmuş. Hiçbiri üstlenilmemiş. Muhtemelen herkes kimin yaptığını biliyordur ve mesajı almıştır. İşte bu daha korkutucu: "Kim olduğumuzu söylemeye gerek bile duymuyoruz". Övünmeye, böbürlenmeye, pazarlamaya ihtiyacı olmayan ama gerekli kabiliyet ve motivasyona sahip olanların uyguladığı şiddet, insanda derin bir güçsüzlük hissi uyandırıyor. 

Bir diğer korkunç etki de belirsizlik kaynaklı: İnsan düşmanının bir ismi, suratı, amacı olmasını istiyor, aksi müthiş derecede rahatsız edici. 

11 Eylül ile Bin Laden arasındaki ilişki o kadar otomatik ki, eminim çoğumuz tarihin en büyük terör saldırısının tam iki ay boyunca kimse tarafından üstlenilmediğini unutmuştur. Propagandadan başka bir amacı olamayacak bir saldırı için, Bin Laden'in taa Ekim sonuna kadar beklemesi, belki de bu belirsizlik etkisinden faydalanmak içindi. 

Yeterince zaman geçerse, insan en sevdiklerinin hastalıktan, savaştan, ihmalden, kazadan, hatta soykırımdan ölmesini bile kabullenebilir ama ne olduğunu bilmediği bir şeyden ölmesini hiçbir zaman kabullenemez.

İngilizce Öğrenmek Hakkında (Gaz + Pratik Bilgiler)

İngilizce Öğrenmek Hakkında (Gaz + Pratik Bilgiler)

Steam Yaz İndirimi Ekonomisi (Ramazan DLC'si ile)

Steam Yaz İndirimi Ekonomisi (Ramazan DLC'si ile)